14.07.2026/44
Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ Yayımlandı
04.07.2026 tarih ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) yayımlandı.
Mezkur tebliğde gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara bildirilmesine, Türkiye’de bulunmakla birlikte kanuni defter kayıtlarında yer almayan aynı nitelikteki varlıkların beyan edilmesine, bildirilen varlıkların kayıtlara alınmasına ve vergilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır. Ayrıca, taahhüt sistemi ile belirli şartların sağlanması halinde vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına yönelik düzenlemelere yer verilmiştir.
Tebliğ uyarınca, kapsama giren varlıkların 31 Temmuz 2027 tarihine kadar bildirilmesi mümkündür. Bildirimler esas olarak banka veya aracı kurumlara yapılacak olup, bildirilen varlıkların değeri üzerinden genel olarak %5 oranında vergi uygulanacaktır.
Bununla birlikte, bildirilen varlıkların Tebliğde belirlenen finansal araçlarda belirli sürelerle tutulmasının taahhüt edilmesi halinde, taahhüt süresine bağlı olarak %0 ile %4 arasında değişen indirimli vergi oranları uygulanabilecektir. 01.01.2027 tarihinden itibaren yapılacak bildirimlerde ise söz konusu oranlara yarım puan ilave edilecektir.
Tebliğde yer alan düzenleme ve açıklamalar aşağıda özetlenmiştir.
Bu Tebliğ kapsamında, gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’ye getirilmesi ve gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defter kayıtlarına alınması, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine ait olup Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan aynı nitelikteki varlıkların bildirilerek kayıt altına alınması ile gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin Türkiye’de bulunan kapsama dahil varlıklarını bildirmelerine ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır. Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin diğer hususlara da Tebliğde yer verilmiştir.
Yurt Dışında Bulunan Varlıkların Bildirimi
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31.07.2027 tarihi dahil olmak üzere bu tarihe kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin bildirimlerin aracı kurumlara yapılması da mümkündür.
Bildirimler, gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılabileceği gibi, yetkilendirilmiş vekiller veya kanuni temsilciler aracılığıyla da gerçekleştirilebilecektir. Bu durumda banka veya aracı kurumlar, bildirimi yapan vekil veya kanuni temsilcinin yetkili olup olmadığını kontrol edecektir.
Yurt dışında bulunan kapsamdaki varlıklar, 04.06.2026 tarihinden 31.07.2027 tarihine kadar Tebliğ ekinde yer alan bildirim formu kullanılarak bankalara veya aracı kurumlara bildirilebilecektir. Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan varlıkları için tek bir bildirimde bulunması esas olmakla birlikte, bildirimin yapıldığı her ay ayrı bir vergilendirme dönemi olarak kabul edildiğinden, 31.07.2027 tarihine kadar farklı aylarda birden fazla bildirim yapılması mümkündür. Aynı ay içerisinde bildirilen varlık tutarının artırılması, azaltılması veya bildirimdeki hataların düzeltilmesinin talep edilmesi halinde ilk bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bildirilen varlık tutarının azaltılması durumunda, başlangıçta peşin olarak ödenen verginin azaltılan tutara isabet eden kısmı banka veya aracı kurum tarafından bildirim sahibine iade edilebilecektir.
Bildirimi takip eden aylarda varlık tutarının azaltılması veya bildirime ilişkin hataların düzeltilmesinin talep edilmesi halinde, varlıkların Türkiye’ye getirilmesi için öngörülen iki aylık sürenin aşılmamış olması şartıyla önceki bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Banka veya aracı kurum tarafından beyanname ile vergi dairesine bildirilmiş varlıklara ilişkin düzeltme taleplerinin ilgili banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılması esastır.
Bildirime konu varlıkların banka veya aracı kurumlara transfer edilmesi ya da yatırılmasının ardından, daha önce yapılan bildirimlerin düzeltilmesi ve ödenen vergilerin iade edilmesi mümkün olmayacaktır. Bildirimi takip eden aylarda bildirilen varlık tutarının artırılmak istenmesi halinde önceki bildirim düzeltilmeyecek, artırılmak istenen tutar için yeni bir bildirim yapılacaktır. Düzeltme niteliğinde olmayan tüm bildirimler yeni bir bildirim olarak kabul edilecek ve önceki bildirimlerle ilişkilendirilmeyecektir.
31.07.2027 tarihinden sonra yapılacak düzeltme talepleri ise dikkate alınmayacaktır.
Banka ve Aracı Kurumlarca Yapılacak İşlemler ve Verginin Ödenmesi
Yurt dışında bulunan varlıklar, Tebliğ ekinde yer alan bildirim formunun iki nüsha olarak düzenlenmesi suretiyle banka veya aracı kurumlara bildirilecektir. Formun bir nüshası, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler eklenerek banka veya aracı kurum tarafından tasdik edildikten sonra banka dekontları veya işlem sonuç formlarıyla birlikte bildirim sahibine verilecektir. Banka veya aracı kurumlar, bildirime konu varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden ayrıca herhangi bir belge talep etmeyecektir.
Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıkların değeri üzerinden genel olarak %5 oranında vergiyi bildirim sahibinden peşin olarak tahsil edecektir. Tahsil edilen vergi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilerek aynı süre içerisinde ödenecektir. Bununla birlikte, bildirilen varlıkların belirli finansal araçlarda belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde indirimli vergi oranları uygulanabilecektir. Buna göre, bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında en az beş yıl süreyle tutulmasının taahhüt edilmesi halinde %0, en az dört yıl süreyle tutulması halinde %1, en az üç yıl süreyle tutulması halinde %2, en az iki yıl süreyle tutulması halinde %3 ve en az bir yıl süreyle tutulması halinde %4 oranında vergi uygulanacaktır.
İndirimli vergi oranlarından yararlanılabilmesi için Tebliğ ekinde yer alan taahhütnamenin bildirim sırasında banka veya aracı kuruma verilmesi zorunlu olup, söz konusu taahhütnameler damga vergisine tabi olmayacaktır. İndirimli oran uygulanması halinde, %0 oranında vergilendirilen bildirimler de dahil olmak üzere, bildirime konu varlıklar banka veya aracı kurum tarafından verilecek beyannameye dahil edilecektir. Taahhüt süresinin başlangıcının belirlenmesinde ise bildirime konu varlıkların ilgili vadeli hesaba, Devlet iç borçlanma senedine, kira sertifikasına veya girişim sermayesi yatırım fonuna yatırıldığı tarih esas alınacaktır. 01.01.2027 ile 31.07.2027 tarihleri arasında yapılacak bildirimlerde, Tebliğde belirlenen vergi oranlarına yarım puan ilave edilecektir. 31.07.2027 tarihinin yetki kullanılarak uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranları toplamda bir puan artırımlı olarak uygulanacaktır.
Tebliğde yer verilen örneklere göre, yurt dışında bulunan 10 milyon TL karşılığı dövizin 15.08.2026 tarihinde bildirilmesi ve en az iki yıl süreyle vadeli hesapta tutulacağının taahhüt edilmesi halinde %3 oranında vergi uygulanacak ve 300 bin TL vergi peşin olarak tahsil edilecektir. Benzer şekilde, 20 Kasım 2026 tarihinde 25 milyon TL tutarındaki varlığın en az beş yıl süreyle vadeli mevduat hesabında değerlendirileceğinin taahhüt edilmesi halinde vergi oranı %0 olarak uygulanacak; vergi tahsil edilmeyecek ancak bildirilen varlık beyannameye dahil edilecektir. Diğer taraftan, 05.02.2027 tarihinde 8 milyon TL tutarındaki varlığını bildirerek söz konusu varlıkları en az bir yıl süreyle kira sertifikalarında değerlendireceğini taahhüt eden bir gerçek kişi bakımından, 2027 yılında yapılan bildirimlere ilişkin yarım puanlık artış nedeniyle vergi oranı %4,5 olarak uygulanacak ve 360 bin TL vergi hesaplanacaktır.
Bildirimde bulunan kişilerin, bildirilen varlıkları öngörülen süre içerisinde Türkiye’ye getirmemeleri veya Türkiye’ye getirmekle birlikte banka ya da aracı kurumlara transfer etmemeleri veya yatırmamaları halinde, bu durum ilgili banka veya aracı kurum tarafından bildirime konu varlıklara ilişkin beyannamenin verildiği vergi dairesine ayrıca bildirilecektir.
Varlıkların Türkiye’ye Getirilmesi
Yurt dışında bulunan ve bildirime konu edilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içerisinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut bulunan ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. Yurt dışından fiziki olarak getirilen varlıkların da bildirim tarihinden itibaren iki ay içerisinde Türkiye’ye getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, gümrük işlemlerinin tamamlanarak varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve gümrük işlemlerinin tamamlandığı tarihi takip eden ilk iş günü sonuna kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara yatırılması gerekmektedir.
Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba yapılan transferlerde, bildirimde bulunan hesap sahibi ile varlığı yurt dışından transfer eden kişinin farklı kişiler olması, Tebliğ kapsamında sağlanan imkânlardan yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yurt dışında bulunan ancak varlık barışı kapsamında doğrudan yer almayan taşınmazlar gibi varlıkların, 31.07.2027 tarihine kadar kapsama giren varlıklara dönüştürülerek Türkiye’ye getirilmesi de mümkündür.
Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması halinde, banka dekontları veya aracı kurum işlem sonuç formları, söz konusu varlıkların Türkiye’ye getirildiğinin tevsikinde kullanılabilecektir. Fiziki olarak Türkiye’ye getirilen varlıklar bakımından, 31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirimde bulunulmuş olması şartıyla, Gümrük İdaresi tarafından varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belge aranacaktır. Ayrıca, söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, varlıkların Türkiye’ye getirildiğini gösteren ve Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerekmektedir.
Gümrük İdaresi, bu kapsamda gerçekleştirilen bildirimlere ilişkin bilgileri, bildirimin alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına iletecektir.
Türkiye’de Bulunan Varlıklar
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine ait olup Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31.07.2027 tarihine kadar Tebliğ ekinde yer alan bildirim formu kullanılarak banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına ilişkin bildirimlerin aracı kurumlara yapılması da mümkündür. Bu kapsamda bildirimde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca vergi dairesine herhangi bir beyanda bulunmasına gerek bulunmamaktadır.
Tebliğde yer alan örneğe göre, bir anonim şirketin banka hesaplarında bulunan ve şirkete ait olmasına rağmen kanuni defter kayıtlarında yer almayan döviz varlığı banka aracılığıyla bildirime konu edilebilecek ve Tebliğde öngörülen diğer şartların da yerine getirilmesi halinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 19 uncu maddesi hükümlerinden yararlanılabilecektir. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler ile mükellef olmakla birlikte Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma yükümlülüğü bulunmayan kişiler de Tebliğ kapsamında sağlanan imkânlardan yararlanabilecektir. Ayrıca, gelir vergisi mükellefi olmakla birlikte bildirime konu varlıklarını mükellefiyetiyle ilişkilendirmeksizin bildirmek isteyen kişiler de bu kapsamda işlem yapabilecektir.
Bu kişiler bakımından, Türkiye’de bulunan ancak bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlarda bulunmayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılması ve bu durumun tevsik edici belgelerle ispatlanması zorunludur.
Tebliğde, şahıs şirketleri ile adi ortaklıkların gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmadığı, ancak bunlar adına stopaj ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edildiği belirtilmiştir. Bu nedenle, şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar adına da bildirim yapılması mümkündür. Bu durumda şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar katma değer vergisi yönünden, ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden Tebliğde öngörülen vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına ilişkin hükümlerden yararlanabilecektir. Türkiye’de bulunan varlıklara ilişkin olarak banka ve aracı kurumlar, bildirilen varlıkların değeri üzerinden genel olarak %5 oranında vergiyi peşin olarak tahsil edecektir. Tahsil edilen vergi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilerek aynı süre içerisinde ödenecektir.
Bildirime konu edilen varlıkların vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında Tebliğde belirlenen sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde, yurt dışında bulunan varlıklar için öngörülen indirimli vergi oranları aynı şekilde uygulanacaktır.
Şirket Adına Tasarruf Edilen Varlıklar
Tebliğde, şirketlerin kanuni temsilcileri veya ortakları ile şirket ya da ortakları adına 04.06.2026 tarihinden önce düzenlenmiş vekâlet veya temsil sözleşmesine dayanılarak tasarruf edilen varlıklar bakımından özel düzenlemelere yer verilmiştir.
Bu kapsamda, yurt dışında bulunan varlıkların şirket adına bildirilerek Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurum hesaplarına transfer edilmesi ile Türkiye’de bulunmakla birlikte 04.06.2026 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkların şirket adına bildirilmesi halinde Tebliğ hükümlerinden yararlanılabilecektir. Şirket veya şirket ortaklarına ait olmakla birlikte şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişiler tarafından tasarruf edilen varlıkların da şirket adına bildirilmesi mümkündür. Benzer şekilde, gerçek kişilere ait olmakla birlikte bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurt dışındaki şirketler tarafından tasarruf edilen varlıklar da ilgili gerçek kişi adına bildirilebilecektir.
Bununla birlikte Tebliğde, bildirim dışındaki nedenlerle gerçekleştirilecek vergi incelemelerinde, söz konusu varlıkların şirkete, şirket ortaklarına veya ilgili gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerektiği özellikle belirtilmiştir.
Varlıkların Değerlenmesi
Banka veya aracı kurumlara bildirilecek varlıklar, bildirim tarihi itibarıyla Tebliğde belirlenen değerleme ölçülerine göre değerlendirilecektir. Buna göre Türk lirası cinsinden para nominal değeriyle, altın rayiç bedeliyle, döviz ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden değerlenecektir.
Pay senetlerinin değerlemesinde öncelikle borsa rayici esas alınacak; borsa rayicinin bulunmaması halinde rayiç bedel, rayiç bedelin belirlenememesi halinde alış bedeli, alış bedelinin de bilinmemesi halinde nominal değer dikkate alınacaktır. Tahvil, bono ve eurobond gibi borçlanma araçları da aynı esaslara göre değerlendirilecektir. Yatırım fonu katılma payları ilgili piyasadaki kapanış fiyatı üzerinden; vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar ise sırasıyla borsa rayici, rayiç bedel, alış bedeli veya nominal değer esas alınarak değerlendirilecektir. Bildirimlerde, varlıkların Türk lirası karşılıklarının esas alınması gerekmektedir.
Tebliğe göre rayiç bedel, bildirimin yapıldığı tarihte ilgili varlık için oluşan gerçek alım-satım bedelini ifade etmektedir. Borsa rayicine göre değerlenmesi gereken varlıklarda, bildirim tarihinde söz konusu varlığın işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan fiyatlar dikkate alınacaktır. Döviz cinsinden varlıklarda ise bildirim tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınacaktır. Bildirim sonrasında yapılan hata düzeltmeleri veya bildirilen varlık tutarının azaltılmasına yönelik düzeltmelerde, varlığın ilk bildirim tarihindeki değeri dikkate alınacaktır.
İndirimli vergi oranından yararlanmak amacıyla taahhütte bulunanların, bildirilen varlıkları yurt dışındaki varlıklar bakımından transfer veya yatırma tarihinden, Türkiye’deki varlıklar bakımından ise bildirim tarihinden itibaren 10 gün içerisinde taahhüt edilen yatırım araçlarına dönüştürmeleri gerekmektedir. Dönüşüm işlemlerinde, dönüştürülen varlıkların dönüşüm tarihindeki Tebliğde belirlenen değerleme ölçülerine göre hesaplanan değeri esas alınacaktır.
Varlıkların Kanuni Defter Kayıtlarına Alınması ve Gelir-Gider Uygulaması
Tebliğ uyarınca, bildirime konu edilen varlıkların Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutmakla yükümlü mükellefler tarafından kanuni defterlere kaydedilmesi zorunludur. Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükelleflerin ise bu kapsamda kanuni defterlere kayıt yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yurt dışında bulunan varlıkların şirket adına bildirilmesi halinde, Tebliğ kapsamında sağlanan imkânlardan ilgili şirket yararlanacağından, bildirilen varlıkların şirketin kanuni defterlerine kaydedilmesi gerekmektedir. Şahıslar adına yapılan bildirimlerde ise kayıt yükümlülüğü ilgili kişi tarafından yerine getirilecektir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirdikleri ve kanuni defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel bir fon hesabı açacaktır. Söz konusu fon hesabındaki tutar sermayenin bir unsuru olarak kabul edilecek ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecektir. Fon tutarı, sermayeye ilave edilmesi dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Fon hesabında yer alan tutarlar, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyecektir. Aynı şekilde, Gelir Vergisi Kanunu’nun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20 nci maddeleri kapsamında gerçekleştirilen devir ve bölünme işlemlerinde de söz konusu tutarlar üzerinden vergilendirme yapılmayacaktır. Serbest meslek kazanç defteri veya işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise bildirdikleri kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterecektir.
Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından Türkiye’ye getirilen yurt dışı varlıkları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen Türkiye’deki varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeye dahil edilecektir. Söz konusu varlıklar, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi şartıyla, vergiye tabi kazancın ve kurumlar açısından dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir. Türkiye’de bulunan varlıkların, banka veya aracı kurumlara bildirildiği tarihte Tebliğde belirlenen değerleme esaslarına göre hesaplanan Türk lirası karşılığı üzerinden kanuni defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bu varlıkların daha sonra elden çıkarılması halinde, satış kazancının tespitinde kanuni defterlere kaydedilen söz konusu bedel esas alınacaktır. Bildirime konu edilerek kanuni defter kayıtlarına alınan varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya indirim olarak dikkate alınamayacaktır. Buna karşılık, söz konusu varlıkların elde tutulmasından veya elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar genel hükümler çerçevesinde gelir veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacaktır.
Bildirim nedeniyle ödenen vergilerin gider olarak dikkate alınması veya başka bir vergiden mahsup edilmesi mümkün değildir.
Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmayacak Haller
Tebliğin en önemli düzenlemelerinden biri, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar bakımından vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasına ilişkin şartların belirlenmesidir. Söz konusu korumadan yararlanılabilmesi için Tebliğde öngörülen şartların birlikte yerine getirilmesi gerekmektedir.
Yurt dışında bulunan ve bildirime konu edilen varlıklar bakımından, bildirilen varlıkların bildirim tarihinden itibaren iki ay içerisinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurum hesaplarına transfer edilmesi, bildirime ilişkin verginin süresinde ödenmesi ve indirimli vergi oranından yararlanılmış olması halinde taahhüt şartlarına uyulması gerekmektedir. Ayrıca, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerin bildirilen varlıkları kanuni defterlerine kaydetmesi; bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin pasifte özel bir fon hesabı açması, diğer defter tutan mükelleflerin ise söz konusu varlıkları ilgili defterlerinde göstermesi zorunludur. Fon hesabının ve bildirilen varlıkların bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmeden işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması da korumadan yararlanmanın şartları arasındadır.
Türkiye’de bulunan varlıklar bakımından da bildirilen varlıkların kanuni defterlere kaydedilmesi, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce pasifte özel fon hesabı açılması veya diğer mükelleflerce ilgili defterlerde gösterilmesi gerekmektedir. Fon hesabı ve bildirilen varlıklar iki yıl geçmeden işletmeden çekilemeyecek ve fon hesabı sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler bakımından, bildirilen varlıkların banka veya aracı kurum hesaplarına yatırıldığının tevsik edici belgelerle ispat edilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, bildirime ilişkin hesaplanan verginin süresinde ödenmesi ve indirimli vergi oranından yararlanılması halinde taahhüt şartlarına uyulması zorunludur.
Tebliğde, bildirilen varlıklar dışındaki nedenlerle başlatılan vergi incelemeleri veya takdir işlemleri sonucunda matrah farkı tespit edilmesi halinde uygulanacak esaslara da yer verilmiştir. Buna göre, tespit edilen matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde, bildirilen varlık tutarı matrah farkına eşit veya matrah farkından yüksek ise gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacaktır. Bildirilen varlık tutarının matrah farkından düşük olması halinde ise yalnızca bildirilen tutarı aşan kısım üzerinden tarhiyat yapılacaktır. Tebliğde yer alan örneğe göre, 10 milyon TL tutarında varlık bildiriminde bulunan bir mükellef hakkında yapılan vergi incelemesinde kayıt dışı satışlardan kaynaklanan 5 milyon TL tutarında matrah farkı tespit edilmesi ve söz konusu farkın bildirilen varlıklardan kaynaklandığının anlaşılması halinde herhangi bir vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bir diğer örnekte ise 50 milyon TL tutarında varlık bildirilmesine karşılık inceleme sonucunda 75 milyon TL matrah farkı tespit edilmiş ve inceleme elemanı tarafından söz konusu farkın yalnızca 40 milyon TL’lik kısmının bildirilen varlıklardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda 40 milyon TL tutarındaki kısım için tarhiyat yapılmayacak, kalan tutar bakımından ise genel hükümler çerçevesinde işlem tesis edilecektir.
Vergi incelemesine başlanılmasından veya mükellefin takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra yapılan bildirimler, söz konusu inceleme veya takdir işlemleri sonucunda tespit edilen matrah farkları bakımından koruma sağlamayacaktır. Bu durumda bildirilen varlık tutarlarının tespit edilen matrah farklarından mahsup edilmesi mümkün olmayacaktır. Buna karşılık, vergi idaresinin belirli bir olay hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen henüz vergi incelemesine başlanılmamış veya mükellef takdir komisyonuna sevk edilmemiş ise bu işlemlerden önce yapılan bildirimler Tebliğ hükümlerinden yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir.
Bildirilen yurt dışı varlıklarının iki ay içerisinde Türkiye’ye getirilmemesi, banka veya aracı kurumlara transfer edilmemesi ya da yatırılmaması, bildirime ilişkin vergilerin süresinde ödenmemesi, indirimli vergi oranından yararlanmak amacıyla verilen taahhütlere uyulmaması veya Tebliğde öngörülen diğer şartların yerine getirilmemesi halinde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasına ilişkin korumadan yararlanılamayacaktır. Tebliğde yer alan örnekte, yurt dışında bulunan 30 milyon TL tutarındaki varlığın en az dört yıl süreyle vadeli hesapta tutulacağı taahhüt edilerek %1 oranında vergilendirilmesine rağmen, iki yıl sonra taahhüt şartının ihlal edilmesi nedeniyle mükellefin vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına ilişkin hükümlerden yararlanamayacağı açıklanmıştır. Taahhüt edilen süreye uyulmaması halinde, varlığın bulunduğu banka veya aracı kurum tarafından zamanında tahsil edilmeyen vergi hesaplanacak ve gecikme faiziyle birlikte kesinti yoluyla tahsil edilerek ilgili vergi dairesine ödenecektir. Söz konusu vergiler bakımından vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
Bildirim konusu varlıkların süresi içerisinde Türkiye’ye getirilmemesi veya banka ya da aracı kurumlara transfer edilmemesi nedeniyle şartların ihlal edilmesi halinde ise zamanında alınmayan vergiler, banka veya aracı kurumun bildirimi üzerine ilgili vergi dairesi tarafından gecikme faiziyle birlikte aranacak; bu durumda da vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
İlgili Tebliğe buradan ulaşabilirsiniz.
Saygılarımızla,
BİLGENER